orta doğuda saflar netleşiyor!
By ORHAN AKGÜN On 12 Şub, 2018 At 06:21 PM | Categorized As ANASAYFA, dünya, güncel | With 0 Comments

İsrail’in Suriye’deki Gerginliğine İngiltere’den Tepki Geldi
İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, “İsrail’in, topraklarına tecavüze karşı kendini savunma hakkını destekliyoruz” dedi.
İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, İsrail – Suriye sınırındaki gelişmelerden kaygı duyduklarını bildirdi.

ortadoguda-saflar-net

ortadoguda-saflar-net

“İSRAİL’İN KENDİNİ SAVUNMA HAKKINI DESTEKLİYORUZ”

Johnson, yazılı açıklamasında, İngiltere’nin geçen hafta sonu İsrail’in Suriye sınırında yaşanan gelişmelerden kaygılı olduğunu belirterek, “İsrail’in, topraklarına tecavüze karşı kendini savunma hakkını destekliyoruz.” ifadesini kullandı.

“İRAN’IN EYLEMLERİNDEN KAYGI DUYUYORUZ”

İran’ın, barış sürecine yönelik gayretlerden saptığını savunan Johnson, “İran’ın eylemlerinden kaygı duyuyoruz. Rusya’yı, kışkırtıcı eylemlerden kaçınmaları için rejim ve destekçileri üzerindeki nüfuzunu kullanmaya ve daha geniş bir barış sürecine yönelik çabaları desteklemeye çağırıyoruz.”

“DURUMU YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Maja Kocijancic de yaptığı açıklamada, İsrail sınırında geçen hafta sonu yaşanan olaylar da dahil olmak üzere Suriye’deki askeri tırmanışın derin endişeye neden olduğunu belirterek, “Bu durum gerçekten tehlikeli biçimde yayılabilir. Durumu çok yakından takip ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“İTİDALLİ DAVRANMAYA DAVET EDİYORUZ”

Suriye’de siyasi çözümün bir alternatifi olmadığına dikkati çeken Kocijancic, “Suriyeli partileri, müttefiklerini ve bölgesel aktörleri uluslararası hukuka uymaya, itidalli davranmaya ve durumu daha da tırmandıracak ve Suriyeli sivillerinin acısını uzatacak eylemlerden kaçınmaya çağırıyoruz.”

İsrail ordusu, Suriye’den kalkan ve İran’a ait olduğu belirtilen bir insansız hava aracının (İHA) İsrail hava sahasını ihlal etmesi üzerine düşürüldüğünü duyurmuş, buna karşılık Suriye’deki “İran’a ait hedeflere” hava saldırısı düzenlemişti. Saldırı sırasında İsrail’e ait bir F-16 düşürülmüştü.
İşte Tuğrul Özgen’in o yazısı:

Suriye’deki savaşta saflar ve kafalar tamamen karıştırılıyor gibi gözükse de aslında her şey netleşmeye başladı. 2014-2016 arasında bölgedeki tüm güçler mücadelelerini vesayet denilen herkesin kendi belirlediği, kurduğu veya kurulanı üzerine aldığı örgütlerle alan mücadelesi yaparak ve mevcut durumu muhafaza ederek, ilerde yapılacak olan uluslararası toplantılarda bölge kaderinde etkin olmak için pozisyon ,alma şeklinde geçiyordu. Bu sürecin değişimde Rusya, Türkiye, İran ve ABD tutumlarındaki değişikliklerle beraber pozisyonlarında da farklılık görüldü.

MEVCUT POZİSYONLAR

Değişen pozisyonları anlamak için bölgedeki oyuncuların amaçlarını ve mevcut pozisyonlarına bakmak gerekir;

RUSYA,

2014 yılına kadar bölgedeki olayları dışarıdan seyredip kendi hayat alanındaki Ukrayna’da savaşarak vakit kaybedip AB ve ABD yıpranmaya itildi. Hatta bu süreçte Putin’in Rus devlet aklı tarafından değiştirilmesi gündeme geldi. Putin Ukrayna krizinde kendisi için hayatiyet arz eden Kırım’ı kurtarıp, Ukrayna’nın Donesk bölgesini yarı bağımsız hale dönüştürdükten sonra bütün enerjisini “sözde İŞİD’le mücadele etmek gerçekte ise Esad’ın Suriye’sini muhafaza ederek bölgede oluşacak olan Kürt devletinin hamiliğine soyundu.”Ana hedefi ise Türkiye’nin bölgeye inmesini engellemek veya bunda insitiyatif almak, Kürt gazı ve petrol trafiği ile Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya ulaşmasında üstünlük elde etmekti. Zira bu gazlar Rusya’nın Avrupa’daki gaz tekelini kırabilecek güçte idi. Bütün hedefleri yerine getirmede maske her zaman ki gibi İŞİD le mücadele etmekti. Şunu da unutmamak lazım Rusya için Ortadoğu hayat alanı değil çıkar alanıdır.Yani orada çıkarı için her türlü pazarlığı yapar.

ABD,

Obama yönetimi iktidar gelirken Bush’un tersine Ortadoğu’daki savaştan çekileceğini söyleyerek Irak’dan askerini çekti. Başkanlık yıllarının sonlarına doğru tarihe not düştüğüm dediği iki olay “Küba ve İran’la antlaşması” oldu.İran’ın batı sisteminin içine iterek zamanla Mollaların saf dışı etme projesinin birinci evresini gerçekleştirerek İran’la nükleer silahların sınırlandırılması antlaşmasının AB ülkeleriyle birlikte imzaladı. Suriye konusunda ise Esad karşı sözde cephe alıp, kırmız çizgilerinin kimyasal silah kullanması olarak söyledi ise de Esad kullanınca somut bir eyleme girmedi hatta bu durum Trump tarafından eleştirildi. Sonuçta ABD halkı ABD gerek Ortadoğu’da gerekse dünyada etkinliğinin giderek yitirildiğini konuşmaya başladı. Bunun sonucunda “yeniden büyük ABD” söylemleriyle Trump’ı iktidara taşıdı. Obama’nın pasif durumda Pentagon gerek bölgedeki özel şirketleriyle gerekse vesayet savaşlarında kullandığı farklı örgütlerle alandaki üstünlüğünü korumaya çabaladı. Nihayet, Trump’ın iktidara gelmesiyle ABD bölgede somut eylemlere girişeceği düşünülürken vesayet savaşların bir adım üstüne geçti. Bu süreçte ABD oluşan iki dillilik Trump ve Pentagon farklılığı bölgeye de yansıdı. Bu iki dillilik zaman zaman tek dilli oldu ise de Trump’ın saçma çıkışları ABD bölgedeki pozisyonda belli aralıklarla dengesizlikler oluşturdu. Nihayetinde PKK, ABD nin Suriye’deki eylemlerinde taşeronluğa soyunması ve ona verilen lojistik destekle sözde DAEŞ’e karşı yapılan mücadele gerek Irak’ta gerekse Suriye’deki mücadele yol aldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı(CENTCOM) gerek SDG(PKK) gerekse İncirlikteki hava üstünlüğü kullanarak ve gerekse Iraktaki lojistik ve istihbarat güçleri vasıtasıyla Suriye ve Irak’ta inisiyatifini elde tutmaya çalışıyor.

İran,

ABD tarafında “Terörist devlet” olarak tanımlandığı 1979’dan bu yana ambargoya maruz kalan İran ABD nin Körfez savaşları sonunda Irak da, Suriye olayları başladıktan sonra ise orada da yerel unsurları kullanarak bölgesel liderlik(!) pozisyonunu korumaya çabaladı. İŞİD Sünni söylemlerine ekseninden hareketle kendisine karşı yapıldığını söyleyerek bölgede gerek İŞİD’in bitirilmesinde gerek bölgenin yeniden şekillendirilmesinde rol almak için vesayet savaşı modeli ilk safha kullandı.Daha sonra ise “ melez modele”(örgütler ve kendi güçleri kullanma modeline) geçen bir ülke olarak karşımıza çıktı.Irak yönetimin üzerindeki etkinliğinde zaman zaman ABD ile dolaylı ittifaklar yaptı.Ör.Kerkük alınması…Iran devrim muhafazalarının Irak şubesi olarak ortaya çıkarılan Haşdi Şabi’nin özellikle İİŞİD karşı kurulması eylemlerindeki etik dışı davranışlar düşmanı ile aynı refleksler kullanmasını sağladı. Ama eylemlerinden ziyade Haşdi Şabi daha ziyade Musul,Kerkük ve Barzani’ye karşı kullanılmasıyla farklı boyutlarda roller aldı. Obama’nın İran’a doğru açılım politikası, İran tarafından kısa sürede kendi lehine bölgeyi değiştirme olarak yorumlandı.Nitekim Turmp geçen haftalarda Iran’ı tekrar hedef tahtasına koyması bu süreçte İranın fazla yol aldığını bunu sınırlandırma noktasına geçildiği göstermektedir.

Türkiye;

Ortadoğu’daki politikalarında özellikle Suriye stratejilerindeki değişiklikler çok eleştirilmiş olmasına rağmen gerek Irak’da ve gerekse Suriye konusunda en çok etkilenen taraf olmasından dolayı özellikle 2015 sonrasında pozisyonu mevcut durumu izlemekten , kademeli yönlendirme aşamasına geçti. Şurası Türkiye için nettir; Ortadoğu’nun tamamı Türkiye için hayat alanıdır. Bu alanda her türlü riski göze alır. Temel politikası bölgede “ Kürt devlet oluşumuna,bölgesel harita değişikliklerine, bölgedeki enerji trafiğinin kendi aleyhine değişmesine hiç bir zaman izin vermez.”Bu krizden bölgesel liderliği bir üst aşamasında çıkmayı hedeflemektedir.Bütün politikaları bu minval üzerinde yapmaktadır.Bunun için oyun kurucuların oyunlarını bozmaya, engelleyeme veya yönlendirmeye çalışarak hayat alanı doğru bir şekilde korumaktadır. Buna b ek bir bilgi de Misak-ı Milli sınırları refleksi çerçevesinde gerek Musul da gerek Halep ve çevresi konusunda benzer davranışı Türkiye her zaman göstermektedir.Son tahlilde askeri imkanlarını seferber etmekte tereddüt etmediği ortadadır. Türkiye bölgede askeri hamleleri yanında diplomatik çıkışlarıyla mevcut pozisyona aktifleştiği hatta yönlendirici rol geçtiği göze çarpmaktadır.

Değişen pozisyonları sonuçları ve ihtimalleri diğer yazımızda değerlendireceğiz..
İşte Tuğrul Özgen’in o yazısı:

Suriye’deki savaşta saflar ve kafalar tamamen karıştırılıyor gibi gözükse de aslında her şey netleşmeye başladı. 2014-2016 arasında bölgedeki tüm güçler mücadelelerini vesayet denilen herkesin kendi belirlediği, kurduğu veya kurulanı üzerine aldığı örgütlerle alan mücadelesi yaparak ve mevcut durumu muhafaza ederek, ilerde yapılacak olan uluslararası toplantılarda bölge kaderinde etkin olmak için pozisyon ,alma şeklinde geçiyordu. Bu sürecin değişimde Rusya, Türkiye, İran ve ABD tutumlarındaki değişikliklerle beraber pozisyonlarında da farklılık görüldü.

MEVCUT POZİSYONLAR

Değişen pozisyonları anlamak için bölgedeki oyuncuların amaçlarını ve mevcut pozisyonlarına bakmak gerekir;

RUSYA,

2014 yılına kadar bölgedeki olayları dışarıdan seyredip kendi hayat alanındaki Ukrayna’da savaşarak vakit kaybedip AB ve ABD yıpranmaya itildi. Hatta bu süreçte Putin’in Rus devlet aklı tarafından değiştirilmesi gündeme geldi. Putin Ukrayna krizinde kendisi için hayatiyet arz eden Kırım’ı kurtarıp, Ukrayna’nın Donesk bölgesini yarı bağımsız hale dönüştürdükten sonra bütün enerjisini “sözde İŞİD’le mücadele etmek gerçekte ise Esad’ın Suriye’sini muhafaza ederek bölgede oluşacak olan Kürt devletinin hamiliğine soyundu.”Ana hedefi ise Türkiye’nin bölgeye inmesini engellemek veya bunda insitiyatif almak, Kürt gazı ve petrol trafiği ile Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya ulaşmasında üstünlük elde etmekti. Zira bu gazlar Rusya’nın Avrupa’daki gaz tekelini kırabilecek güçte idi. Bütün hedefleri yerine getirmede maske her zaman ki gibi İŞİD le mücadele etmekti. Şunu da unutmamak lazım Rusya için Ortadoğu hayat alanı değil çıkar alanıdır.Yani orada çıkarı için her türlü pazarlığı yapar.

ABD,

Obama yönetimi iktidar gelirken Bush’un tersine Ortadoğu’daki savaştan çekileceğini söyleyerek Irak’dan askerini çekti. Başkanlık yıllarının sonlarına doğru tarihe not düştüğüm dediği iki olay “Küba ve İran’la antlaşması” oldu.İran’ın batı sisteminin içine iterek zamanla Mollaların saf dışı etme projesinin birinci evresini gerçekleştirerek İran’la nükleer silahların sınırlandırılması antlaşmasının AB ülkeleriyle birlikte imzaladı. Suriye konusunda ise Esad karşı sözde cephe alıp, kırmız çizgilerinin kimyasal silah kullanması olarak söyledi ise de Esad kullanınca somut bir eyleme girmedi hatta bu durum Trump tarafından eleştirildi. Sonuçta ABD halkı ABD gerek Ortadoğu’da gerekse dünyada etkinliğinin giderek yitirildiğini konuşmaya başladı. Bunun sonucunda “yeniden büyük ABD” söylemleriyle Trump’ı iktidara taşıdı. Obama’nın pasif durumda Pentagon gerek bölgedeki özel şirketleriyle gerekse vesayet savaşlarında kullandığı farklı örgütlerle alandaki üstünlüğünü korumaya çabaladı. Nihayet, Trump’ın iktidara gelmesiyle ABD bölgede somut eylemlere girişeceği düşünülürken vesayet savaşların bir adım üstüne geçti. Bu süreçte ABD oluşan iki dillilik Trump ve Pentagon farklılığı bölgeye de yansıdı. Bu iki dillilik zaman zaman tek dilli oldu ise de Trump’ın saçma çıkışları ABD bölgedeki pozisyonda belli aralıklarla dengesizlikler oluşturdu. Nihayetinde PKK, ABD nin Suriye’deki eylemlerinde taşeronluğa soyunması ve ona verilen lojistik destekle sözde DAEŞ’e karşı yapılan mücadele gerek Irak’ta gerekse Suriye’deki mücadele yol aldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı(CENTCOM) gerek SDG(PKK) gerekse İncirlikteki hava üstünlüğü kullanarak ve gerekse Iraktaki lojistik ve istihbarat güçleri vasıtasıyla Suriye ve Irak’ta inisiyatifini elde tutmaya çalışıyor.

İran,

ABD tarafında “Terörist devlet” olarak tanımlandığı 1979’dan bu yana ambargoya maruz kalan İran ABD nin Körfez savaşları sonunda Irak da, Suriye olayları başladıktan sonra ise orada da yerel unsurları kullanarak bölgesel liderlik(!) pozisyonunu korumaya çabaladı. İŞİD Sünni söylemlerine ekseninden hareketle kendisine karşı yapıldığını söyleyerek bölgede gerek İŞİD’in bitirilmesinde gerek bölgenin yeniden şekillendirilmesinde rol almak için vesayet savaşı modeli ilk safha kullandı.Daha sonra ise “ melez modele”(örgütler ve kendi güçleri kullanma modeline) geçen bir ülke olarak karşımıza çıktı.Irak yönetimin üzerindeki etkinliğinde zaman zaman ABD ile dolaylı ittifaklar yaptı.Ör.Kerkük alınması…Iran devrim muhafazalarının Irak şubesi olarak ortaya çıkarılan Haşdi Şabi’nin özellikle İİŞİD karşı kurulması eylemlerindeki etik dışı davranışlar düşmanı ile aynı refleksler kullanmasını sağladı. Ama eylemlerinden ziyade Haşdi Şabi daha ziyade Musul,Kerkük ve Barzani’ye karşı kullanılmasıyla farklı boyutlarda roller aldı. Obama’nın İran’a doğru açılım politikası, İran tarafından kısa sürede kendi lehine bölgeyi değiştirme olarak yorumlandı.Nitekim Turmp geçen haftalarda Iran’ı tekrar hedef tahtasına koyması bu süreçte İranın fazla yol aldığını bunu sınırlandırma noktasına geçildiği göstermektedir.

Türkiye;

Ortadoğu’daki politikalarında özellikle Suriye stratejilerindeki değişiklikler çok eleştirilmiş olmasına rağmen gerek Irak’da ve gerekse Suriye konusunda en çok etkilenen taraf olmasından dolayı özellikle 2015 sonrasında pozisyonu mevcut durumu izlemekten , kademeli yönlendirme aşamasına geçti. Şurası Türkiye için nettir; Ortadoğu’nun tamamı Türkiye için hayat alanıdır. Bu alanda her türlü riski göze alır. Temel politikası bölgede “ Kürt devlet oluşumuna,bölgesel harita değişikliklerine, bölgedeki enerji trafiğinin kendi aleyhine değişmesine hiç bir zaman izin vermez.”Bu krizden bölgesel liderliği bir üst aşamasında çıkmayı hedeflemektedir.Bütün politikaları bu minval üzerinde yapmaktadır.Bunun için oyun kurucuların oyunlarını bozmaya, engelleyeme veya yönlendirmeye çalışarak hayat alanı doğru bir şekilde korumaktadır. Buna b ek bir bilgi de Misak-ı Milli sınırları refleksi çerçevesinde gerek Musul da gerek Halep ve çevresi konusunda benzer davranışı Türkiye her zaman göstermektedir.Son tahlilde askeri imkanlarını seferber etmekte tereddüt etmediği ortadadır. Türkiye bölgede askeri hamleleri yanında diplomatik çıkışlarıyla mevcut pozisyona aktifleştiği hatta yönlendirici rol geçtiği göze çarpmaktadır.

Değişen pozisyonları sonuçları ve ihtimalleri diğer yazımızda değerlendireceğiz..

About -

Leave a comment

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>


%d blogcu bunu beğendi: